Kubilay ÖZER
AHLAK-LİYAKAT-ADALET-EŞİTLİK
30 Mayıs 2021 Pazar 16:37:55

Ahlak – Liyakat – Adalet - Eşitlik

Devlet; toplumun siyasal örgütlenmesi ile oluşan, kendine has kuralları ve etikleri olan ve değiştiğinde büyük sorunların çıkmasına neden olan örgütsel varlık diyebiliriz. Kısır bir tanımlama içerisinde, bu örgütlenmeyi yönetecek olan da bizler oluyoruz. İnsan, bütün bu oluşumun mimarı olarak ortaya çıkıyor. Kimi imparatorlukların kurulmasını sağlıyor, kimi imparatorlukları batırıyor. Her ne olursa olsun, insan kendi içinde tuttuğu ihtirasların eşliğinde seçiliyor, kural koyuyor ve yönetiyor. İzlediği çizgi, onun varlığındaki çözümlemelerin aynası haline geliyor.

Peki, iyi bir yönetici nasıl olunuyor?

Akademik ve vicdani olarak yapılan tanımların ana kelimeleri; “Ahlak – Liyakat – Adalet – Eşitlik” olurken, uygulamaya geçince bu kavramların uygulanabilirliği neden zorlaşıyor. Sanırım tam bu noktada siyasal örgütlenme devreye giriyor. Siyasal İktidar, seçim kaygısı içerisine düştüğünde, liyakatten uzaklaşarak kendisine yakın isimleri göreve getirerek, kendi bürokratlarını, kendi iş insanlarını, kendi akademisyenleri oluşturmaya başlıyor. Seçim zamanı geldiğinde kendisine zaten oy vermeyen kesimi daha da dışlayarak, onlara sadece susmalarını ve verdikleri hizmetlerden faydalanarak, şükretmeyi bekler oluyor. Belli bir süre içerisinde çevresindeki kişilerde ahlaki değerler aramadan, liyakate dikkat etmeden görevlendirmeler yapmaya başlıyor. Aslında bu yılların getirdiği kaçınılmaz oluyor. Sonunda adalet ve eşitlik kavramlarının içerisi boşalıyor. Seçimlik adalet ve seçimlik eşitlik hayat buluyor. Büyüyen iktidar, alt yönetimlerini denetleyemez ve takip edemez hale geliyor. Her denetlenemeyen ve takip edilemeyen alanlar yozlaşmaya başlıyor. Yozlaşan yönetimden hizmet gören halk, siyasal kavram ötesinde hareket ederek, seçimlere hazırlanmaya başlıyor. Aslında siyasal iktidar, zaman içerisinde kendi ayağına sıkıyor. Bunları engellemesi gereken, muhalif siyasal örgütlerin güçsüz ve aciz olmaları da bu yozlaşmaya temel oluyor. Olan Devlet’e, olan Devlet’i oluşturan halka oluyor.

Kurum ve kuruluşlara siyasal örgütlenme ile alınan personel, kurum ve kuruluş amirlerini dinlemez hale gelirken, ilgili yöneticiler de istemeden siyasallaşmak zorun kalıyor. Bireyin siyasallaşma hakkı mevcut iken, yöneticinin siyasallaşması Devlet kurallarının ve etiğinin çiğnenmesine neden oluyor. Devlet hiyerarşisi, kâğıt üzerinde oyuncak gemi olurken, yöneticiler siyasal örgütlenmenin gayri resmi hizmetine giriyor. Bütün buna neden olan yine insanlar oluyor.

Siyasal İktidarı oraya getirenin kendisi olduğunu unutan halk, iktidarını öyle yüceltiyor ki, yönetici bulunduğu konum, psikolojik ortam ve güç zehirlenmesi ile halkına göstermelik ilgiyle davranıyor. Sonra halk için yapılan törenlerde, gölge altında kalan protokol, güneş altında kalan halka hizmet veriyor. Halk da bunu memnuniyetle karşılıyor. Memnuniyetle karşılandığını gören siyasal iktidar da, gerekeni gerektiği gibi gerekilene gerçekleştiriyor. Şükretmek ve susmak tek çözüm haline geliyor. Adalet ve eşitlik yok olurken, asıl olan yok oluyor. Devlet Baki, siyasal iktidar çürüyor. Üzücü olan ise, her siyasal iktidar bunu yapıyor. Hiçbir zaman, dünyanın hiçbir yerinde değişmiyor. Zira halk bunu bu hale getiriyor.

Faturayı yine halka çıkardım dimi. “Hırsızın hiç mi suçu yok?” der gibisiniz. Var, var da… Ahlakını yitirmiş birinin yeterliliğinin olması, adalet ve eşitlikle yöneticilik yapacağına inanmak, balığın kavağa çıktığını söylemek gibi oluyor.

Yakın zamanda; Devlet’in önemli makamlarında görev yapmış ve her kesim tarafından sevilen büyük bir bürokrat ve siyasinin yapmış olduğu araştırma sonucunda; halkın liyakatsizliğe, işe alımlara ve imar konularına hiç güvenmediği ve en büyük sorunun buralarda olduğunu söylediklerini iletti. Bu ne demek peki? Aslında çok şey demek ama bir o kadar da hiçbir şey demek?

Kaderci olmak lazım belki de. Susmak ve kadere teslim olmak gerekir. Kötünün en iyi diyerek yola çıkmak, çocuklarımızı bu sistemi değiştiren değil de bu sistemde lider olabilecek düzeyde yetiştirmek gerekir. Giderek kabullenmek en kolayı olur. Kabul edene tabi…

Herkesin muhakkak okuması gereken birkaç kitap; Ebu’l-Hasan Habib el-Maverdi ‘nin Siyaset Sanatı, İmam-ı Gazali’nin Yöneticilere Altın Öğütler.

Keyifli okumalar, anlayana…

Sevgi ve Dua ile…

Kubilay ÖZER

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

burhankazmali@hotmail.com

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı