FERİT CABAS
KÖYLERİN AKIBETİ VE TAMŞEHİR KANUNU
28 Mayıs 2021 Cuma 15:54:37

 

KÖYLERİN AKIBETİ VE TAMŞEHİR KANUNU

2012 yılında çıkarılan ve büyük ölçüde 30 Mart 2014 tarihinde yapılan mahalli idareler genel seçimi sonrasında yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanunla sayısı 30’a yükselen büyükşehir belediyelerinin 28’inde de il mülki sınırı uygulamasına geçilmiştir. Ancak bu büyükşehir belediyelerinden 14’ü il belediyesi statüsünden il mülki sınırında hizmet sunacak şekilde büyükşehir belediyesi statüsüne dönüştürüldüğünden gerek sistemsel dönüşüm gerekse de mekânsal büyüme nedeniyle mahalli müşterek nitelikli hizmetlerin sunulmasında önemli sorunlar yaşanmaya başlamıştır.

       2014 yılı ile işlerlik kazanan il mülki sınırı uygulaması sonrasında gerek kent bütünlüğünün imar açısından bir üst otoritenin denetimi alına girmesi gerekse de büyükşehir belediyesi yönetim modelinin yerel düzeyde önemli bir merkeziyetçiliği beraberinde getirmiştir.      Bu merkezi yerelleşmenin eski Yunan şehir devletlerine benzetilmesi ve onlar kadar güçlü hale getirilmesi gündeme şehirler anayasasını da getirmiştir

 

      6360 sayılı kanun ile beraber büyükşehirler statü olarak mülki alanda ki tek yetkili konumuna gelmiş bu durum ilçe belediyelerinin yetki alanını oldukça kısıtlamıştır. Bu durumda ilçe belediyeleri büyükşehir belediyelerinin birer şubesi konumuna gelmiş, özellikle imar onuşunda ilçe belediyelerinin yetkilerini oldukça kısıtlamıştır.

Kanun ilk çıktığında anayasa değişikliği olmadığı için anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle sıkça eleştirilmişti. Anayasaya göre yerel yönetimlerin tüzel kişiliklerinin kaldırılması ve ilçe belediyelerinin yeni statü kazanarak büyükşehir ilçe belediyesi halini alması anayasaya aykırı bulunmuştu. . Bir il kaldırılmadıkça o ildeki il özel idaresinin kanunla kaldırılması anayasaya aykırıdır. Köy tüzel kişiliğinin kaldırılıp bir şehrin mahallesi hâline dönüştürülmesi ancak şehir merkezine yakın olup, aşırı şehirleşme sonucunda zamanla şehirle bitişmiş ve fiilen bu şehrin mahallesi hâline gelmiş bir köy veya belde için söz konusu olabilir.

     2014 yılı ile işlerlik kazanan il mülki sınırı uygulaması sonrasında gerek kent bütünlüğünün imar açısından bir üst otoritenin denetimi alına girmesi gerekse de büyükşehir belediyesi yönetim modelinin yerel düzeyde önemli bir merkeziyetçiliği beraberinde getirmiştir. 

     6360 sayılı kanun ile beraber büyükşehirler statü olarak mülki alanda ki tek yetkili konumuna gelmiş bu durum ilçe belediyelerinin yetki alanını oldukça kısıtlamıştır. Bu durumda ilçe belediyeleri büyükşehir belediyelerinin birer şubesi konumuna gelmiş, özellikle imar onuşunda ilçe belediyelerinin yetkilerini oldukça kısıtlamıştır.

     2012 de bu yasa tasarısı verilirken hükümet tarafından amaçlanan güçlü bir yerel yönetimi amaçlayan katılımı önemseyen ve vatandaş odaklı bir kanun olduğunu deklare etmişti. Fakat 6360 sayılı kanunun 30 Mart 2014 tarihinde büyükşehirlerde il özel idareleri kaldırılmış Yatırım İzleme Ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) olarak İl Valiliklerinin altına çekilerek Vali Yardımcısına bağlanmıştır.. Böylece il özel idareleri bakımından il özel idareli iller ve il özel idaresiz iller olmak üzere ikili bir yapı ortaya çıkmıştır. Diğer taraftan kaldırılan il özel idarelerinin mallarının yağmalanması çokça eleştiri konusu olmuştur. İl özel idarelerinin kaldırılmasıyla merkezden gelecek hizmet subsidiarite’ye aykırı olarak nitelendirilmiş kırsal alana verilen hizmetin büyükşehir adı altında aynı hizmete erişilemeyeceği savunulmuştur

     Tüzel kişiliği kaldırılan ve mahalleye dönüştürülen köylerin birçoğu farklı kültürel kimlik ve yapı barındırmaktadır. Ülkemizdeki büyükşehir belediyesi karar mekanizmalarına katılım süreçleri incelendiği zaman tüzel kişiliği kaldırılan bu küçük toplulukların ve birimlerin artık karar mekanizmalarına katılımlarının söz konusu olamayacağı beklenebilir. Ayrıca ülkemizde köyler bir yerel yönetim birimi bir hizmet birimi olmanın ötesinde vatandaşlar için bir kimlik ve aidiyet duygusunu sağlayan birimlerdir. Köylerin aynı zamanda maddi durum olarak ta şehirdekilerden daha az gelirli bir yaşam biçimine sahip olması bir takım dengesizliklere neden oldu. Başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan köylünün bir anda şehir yaşamında ki insanla aynı vergi sistemine tabi olması kır dengesini oldukça sarsmıştır. Bununla ilgili yapılan çalışma üzere bazı iyileştirmeler yapılmışsa da hala bir dengeye oturtulamamıştır.

    Kaldıran köy tüzel kişiliklerinin yerinin doldurulamaması etkin katılımcı bir sistem oluşturulamaması kanunla ilgili çokça eleştiri yaratmıştır. Bu eleştirilerin arasında ise ‘’Köylü uyudum şehirli uyandım’’ esprisinin yatmasından ve köylüye vurulan ağır vergi yükünden çokça bahsedilmektedir. 

    Merkezi yerelleşmenin yerel özerkliğe zarar verdiği hatta çokça konuşulan bütün şehir kanunun çıkması bu mağduriyeti daha da arttıracak bir endişe sergilemektedir. Büyükşehirlerde ilçe belediyeleri tamamen fonksiyonsuz hale getirilerek aslında AYÖŞ’e ters bir durum sergilenmiştir. Bu yapının daha çok Üniter devlet yapısını korumaya yönelik olduğu ve yerelleşmeyi azaltan bir sonuç ortaya çıkardığı sonucunu ulaşıyoruz

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

burhankazmali@hotmail.com

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı