M. Birol ÖZSÜMER
SEZAR
2 Şubat 2020 Pazar 16:41:08

SEZAR

Siyaset  zor bir iş. Hem de çok zor. Hele bir de seçimle gelmiş yönetici konumunda iseniz çok geniş bir göğsünüzün olması gerekiyor,   ki gelen eleştirileri, bağrınızda yumuşatıp akıl ve vücut sağlığınıza zarar verdirmeden hoşgörü sınırlarınızın içine hapsedebilesiniz.

Ülkenize ,  şehrinize hizmetin bedelini  ; sizin yerinize gelenlerin , sizi vicdan sınırlarını zorlayacak şekilde bilerek ve isteyerek hatta bazen hakarete varacak şekilde,  yaptıklarınızı manipüle etmek ve hakkınızda olumsuz bir algı yaratmak şeklinde size ödettirebilirler. Geçmiş Cumhurbaşkanlarının hakkında  bile o makamın yeni sahiplerinin neler söylediklerini duymaktan sıkılır olduk.

İnsanın aileden alması gereken terbiye ve nezaket sınırlarını aşan bu durumun, siyasetin gereği denilerek normalleştirilmesi  bence pek düşünülemez. Toplum olarak en basit sevinç anımızda bile birilerine laf çarpıtmadan duygularımızı ifade edebilecek  kelimeleri  seçmekte zorlanan hastalıklı bir durumdayız.

Konu Yaşar Okuyan.

Siyasi çizgisine ve fikirlerine katılsanız da katılmasanız da bir dönem hem ülke siyasetine hem de yerel siyasete unutulmaz bir şekilde damgasını vurmuş  bir politikacı.

Mamak cezaevinde idamla yargılanırken işkence olsun diye okutulan İstiklal Marşı’nı gözleri dolu haykıran vatansever.. 

Kişiliği ve karakterleri çok farklı olsa da Adnan Kahveci  ile kıyaslayabileceğim bir aykırı , düşündüğünü söylemekten çekinmeyen , otoriter bir profil çizse de öyle olmadığını bildiğimiz nevi şahsına münhasır bir siyasi kişilik.

Öyle ki ; mensubu olduğu partinin ideolojik yaklaşımına tamamen ters düşecek şekilde sendikaların yanında yer alabilen , ekonomik  iflasın eşiğine gelmiş SSK nın aktüeryal dengesini sağlayabilmek için bugün bile kamuoyu tepkisini  alabilen emeklilik düzenlemelerinin  altına imza atabilmiş bir devlet adamı.

Herhalde SGK bugün emekli maaşı verebilecek bir durumda ise bunda Yaşar Okuyan’ın  bakanlık   döneminde yapılanların payı olmadığını kimse inkar edemez.

17 Ağustos döneminde  yapılanlardan dolayı da başta Yaşar Okuyan olmak üzere ,  belediye başkanının,şehrin valisinin, askeri ve sivil bürokratların çabalarını inkar etmenin nasıl bir vicdan sorumsuzluğu olduğunu  düşünmekte bile zorlanıyorum.

Türkiye elbette 1999 ların Türkiye’si değil ama kıyaslama yaparken ,  geçmişte tüm yapılanları inkar ederek  bugünü tarif etmek kusura  bakmayın ama  Şairin dediği gibi “ Gelenin keyfi için geçmişe sayıp sövemem” dizelerini  bana hatırlatıyor.

Depremden sonraki Eğitim Öğretim yılının açılışında yeni açılan o okul bahçesinde  Sn.Bakan Yaşar Okuyan’ın  yaptığı konuşmayı  kızımın elinden tutarak , gözlerim dolu dolu  dinlediğim günü bugün bile unutmuyorum.

Bu satırların da bizde olan hakkının ödenmesine yetmeyeceğini biliyorum.

O günleri yaşayan Yalovalıların hepsinin Yaşar OKUYAN’ a en azından bir teşekkür borcu olduğu düşüncesindeyim. Keşke yaşanmasaydı dediğim bu polemik vasıtasıyla da bu şehrin , Barış Manço’ya, Uğur Mumcu’ya gösterdiği  kadirşinaslığı  en kısa zamanda göstermesini de sabırsızlıkla bekliyorum.

Yerine gelenlerin de en azından , bizlerin gönlüne onun kadar dokunacak,  bir sıcaklık sağlayarak bu şehrin tarihine yazılmaları bu polemiklerden daha fazla  kendilerine fayda sağlayacaktır.

Sezar’ın hakkı Sezar’a  Yaşar Okuyan’ın hakkı da Yaşar Okuyan’a

Nokta.

 

 

 

 

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

burhankazmali@hotmail.com

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı