M. Birol ÖZSÜMER
KÜLTÜR HAZIR ÇORBA MIDIR?
27 Ekim 2019 Pazar 13:15:25

Erdoğan başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı döneminde defalarca "sanatçılarla buluşma" adı altında bazı isimlerle bir araya gelse de o buluşmalarda çoğunlukla sanatın büyük isimleri yer almadı. Erdoğan politika yapıcı olarak, kültür ve sanat dünyasının sorunlarını Cengiz Kurtoğlu, İbrahim Tatlıses, Orhan Gencebay veya Yavuz Bingöl gibi müzisyenlerden dinledi. 19 yıllık iktidar döneminde AK Parti rejimi değiştirecek kadar güç kazandı ama bir alanda hiç başarı sağlayamadı. Bunu bizatihi Erdoğan söyledi. 2017’deki Ensar Vakfı Genel Kurulu’nda şöyle konuştu: “Biliyorsunuz, siyasi olarak iktidar olmak başka bir şeydir. Sosyal ve kültürel iktidar ise başka bir şeydir. Biz 14 yıldır kesintisiz, hamdolsun siyasi iktidarız. Ama hala sosyal ve kültürel iktidarımız konusunda sıkıntılarımız var.”

AK Parti ile kültürel iktidar ilişkisi, 31 Mart seçimlerinin ardından yaşananlarla tekrar su yüzüne çıktı. Erdoğan “Kültür alanında iktidar olamadık” diyordu.  Acaba neden?

Cumhurbaşkanı’nın seçmen kitlesi ya da partisinin tabanı kültür aşamasına geçecek bilgilerden büyük ölçüde yoksun. Bu nedenle buradan bir kültür çıkmıyor. Cumhurbaşkanı yukarıda bir konumda olduğu için kitlesinin kültürel yoksunluklarını galiba daha iyi görüyor. Onun için de böyle konuşuyor. Hayatın inceliklerini tespit etme yeteneği olmayan ve ona göre yaşayamayan bir kitle.. Cumhurbaşkanı bunu da görebiliyor.

 Siyasi iktidarlar kültür yaratabilir mi? Kültür kendiliğinden gelişebilecek bir şey, İktidarların görevi, herkesin kültürünü rahat yaşadığı, kolay erişilir hale getirildiği bir atmosferi sağlamak.

 Hükümetler demiryolu yapar, liman yapar ama kültür yapmaz. Yetkisini aşma eğiliminde olanlar her zaman çıkabilir. Ama yaptığı iş de bir trafik polisliğidir. “Sen dur, sen geç” gibidir yani. Olmayan bir şeyi yaratmak ya da olan bir şeyi yok etmek hükümetlerin elinde değildir. Benzer yanlışları erken Cumhuriyet hükümetlerinin de yaptığını ve muhafazakar kültüre alan tanımamak için çaba harcandığını görüyoruz.

Birinin aklına Muhteşem Yüzyıl yapmak geliyor. Bunu yapan reklamcıların eli toplumun nabzında. Çünkü dertleri para kazanmak.  Neyin popüler olacağını biliyorlar. Onlarda da uzun boylu bir sanat kaygısı yok, para kaygısı var. Ama para kazanmanın yolunun ahalinin zevklerinden geçtiğini bildikleri için onu kolluyorlar. Dizi başlıyor, cumhurbaşkanı çıkıyor “Kanuni’nin ömrü seferlerde geçti” diye müdahale ediyor. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı’nı memnun edecek bir şekle sokmaya çalışıyorlar. Televizyon seyircisi olarak devamlı sefer seyrettiğin zaman sıkılırsın.

Tabi yukarıda bunlar olunca  aşağıya yansımaları daha  komik şekilde oluyor; bakıyorsun Yalova’daki bayram töreninde ufak kız öğrencilere yeniçeri kıyafetleri giydirilip mehter takımı ile beraber gösteri yürüyüşü yaptırılıyor.

Mehmet Akif’in Çanakkale şiirini bir defa okursun, güçlü de bir şiirdir ama bütün ömrünü Çanakkale Şiirini okuyarak geçiremezsin. Bunlar başka bir şey bilmiyorlar.

yeni osmanlıcılık….

Yeni yeni yaygınlaştırılmaya başlayan “Neo-Ottomanism” diye bir şey çıktı. Bu da siyasetten gelen bir şey. Osmanlı kültürünün güzelliklerini gördüm de onun elinden tutayım diye bir kaygı yok. Başka nedenlerle; imparatorluk kavramı hoşuna gittiği için, iktidara tahvil etmek için yapılıyor… Fakat bilmiyor... Ne olduğunu bilmiyor. Bildikleri şey sadece büyük olduğu.  Boyunu büyütünce güzel olacağını zannediyorlar. İstanbul’da gördüm,  yıkık bir camiyi restore etmişler. Anıtsal da değil gayet mütevazı bir cami. Caminin duvarlarına aplikler koymuşlar. Camide aplik falan olmaz. Bakıyorsun bir gece kulübü havası var. Bunu iyi niyetle yapıyor ama nasıl yapacağını bilmiyor. Estetik kaygısı olabilir ama estetik bir birikimi yok. Bugünün zevklerine göre oraya bir şey koyuyor. Ya da Dubai’ye bakıyor, binalar büyük, denizin ortasına ada yapmışlar… Zaten Dubai güzel bir şehir değil onun taklidi daha da beter bir şey.

Mimar Sinan Süleymaniye’yi, Selimiye’yi yaptı. O zamanın teknolojisiyle o kubbeyi oturtmak, asırlardır o kubbenin orada durmasını sağlamak müthiş bir matematik istiyor. Ama aynı zamanda estetik de istiyor. Mimar Sinan gibi bir adam bunları yapıyor. Bugün senin elinde beton gibi başka bir malzeme var. Tek tek taşlar koyarak kubbe yapmana lüzum yok, betonu kullandıktan sonra yüz metre çapı olan kubbe de yapabilirsin. Bugün daha büyük kubbe yapmak marifet değil. Betonu estetik olarak nasıl kullanabilirsin, hem bir camiden beklenen işlevi yerine getirsin hem de bu günün teknolojik imkanlarından bir estetik çıkarsın. Yok işte. Bakıyorsun hep aynı eskinin taklidi camiler..

Yalova’nın da kültüre olan ilgisinin çok muazzam olmadığını biliyoruz  ama yaşanılan göçler ,iktidara yaranmak için yapılan paçozluklar ve üstüne üstlük  arap misafirlerimizin bizden daha da muhafazakar olan kültürleri ile tanışmamız işimizin zor olduğunu gösteriyor.

Kimse muhafazakar olduğu için kültürsüz kalmaya mahkum değil  Kültürel olmanın siyasi iktidarla ilgisi olmayan, kendi içinde yolları var . 

 

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

burhankazmali@hotmail.com

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı