M. Birol ÖZSÜMER
KAHROLSUN  EMPERYALİZM , KAHROLSUN  KAPİTALİZM
11 Mart 2019 Pazartesi 18:51:53

Dünyanın en kolay işi antiemperyalist olmak. Kimse antikapitalistim diyemiyor. Ama çok rahat antiemperyalistim diyebiliyoruz. Antiemperyalistim diyenlerin bir kısmı antikapitalist değiller. Antikapitalist olanlar aynı zamanda antiemperyalist olmak zorunda doğası gereği. Fakat bakıyorsunuz dış güçler bize operasyon yapıyor diyen hâl toptancısı iş kendi menfaatine dokunduğunda serbest piyasa avukatlığına soyunuyor.

Ortadoğu siyasetinde, toplumunda, entelektüel hayatında Libya olsun, Suriye olsun, Yemen olsun, Irak olsun, bütün sorunları da bu coğrafyada emperyalizme bağlama alışkanlığı var. Sorumluluğu tamamen bölge halkları kendi üzerlerinden atmış oluyorlar.  Bu coğrafyanın işleri iyi gitmiyorsa emperyalizmin tarihsel olarak da payı var, günümüzde de payı var. Ama bölge halklarının da oturup kendi kendilerine başımıza gelen her şeyin nedeni emperyalizmdir, bizim hiçbir sorumluluğumuz yoktur demeyip düşünmesi lazım,

AK Parti iktidarı kendisini ‘ABD’ye direnen bir lider’ etrafında tanımlamaya çalışıyor ancak R.T. Erdoğan yönetimi ülkenin bütün varlıklarını Amerikan şirketlerine sattı, dünya kapitalizmine kendisini bu kadar açan Türkiye gibi bir ülke bulunmuyor  Cumhurbaşkanı  bir yandan  ‘Maduro’nun yanındayız’ derken, diğer yandan New York Times’a makale yazarak ‘Ortadoğu’da işbirliğine’ vurgu yapıyor.

Antiemperyalist olmak kolaydır, söylemde ben antiemperyalistim dersin. Maduro için Türkiye’den destek tweetleri atarsın , bunun  bir maliyeti yok ki.  

Sokaktaki insana medya mikrofon tuttuğunda iki tane şey söylüyor. Bölgesel büyük lider, dünyaya kafa tutan lider diyor, bu imajı kaçırmamak istiyorlar. Dolayısıyla son derece samimiyetsiz bir davranış

Türkiye’ye hem kendi tarihi açısından baktığımızda hem de dünyadaki Türkiye benzeri ülkeler açısından baktığımızda, dünya kapitalizmine bu kadar açık bir ülke yoktur dünyada.

Siyasal kapitalizm AKP döneminde öyle bir açıldı ki, inanın markete girdiğinizde, alışveriş yaptığınızda aldığınız ürünlerin çok büyük bir kısmı yabancı sermayeli.

Bankaya  gittiğinizde,  bankacılık sisteminin yarısından fazlası yabancı sermayenin elinde.

Borsanın  yarısından  fazlası yabancı sermayenin elinde.  Türkiye’de pratikte hem lira hem dolar kullanılıyor. Seçime giderken şeker fabrikalarını Amerikan şirketlerine satan bir iktidar ondan sonra da kalkıyor ‘Biz antiemperyalistiz’ diyor. Maduro’nun yanındayız diyor. New York Times’a makale yazıyor bu ülkenin reisi. Ondan sonra gel Ortadoğu’da işbirliği yapalım diyor, onun iletişim danışmanı da beraber Suriye’de çalışalım diyor. Erdoğan, Obama’ya gel Suriye’yi bombala diyor, sonra da Maduro’nun yanında antiemperyalist oluyor.

Hem İncirlik üssü duracak, —mesela PYD’ye silahların bir kısmı İncirlik’ten gidiyor-, hem ABD nükleer silahları olacak, hem ekonominin yarısı dolar üzerinden dönecek,  ondan sonra” biz anti-emperyalistiz’ diyeceksiniz  Erdoğan’ın kendisini ‘neoliberal’ ve ‘özelleştirmeci’ olarak tanımladığı dönemde daha tutarlı bir siyaset görüyorduk.

Pragmatizm  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın genel tercihi ama bu kadarı da fazla oluyor Cumhurbaşkanı önceden ben neoliberalim, ben özelleştirmeciyim diyordu. O hiç olmazsa kendi içinde tutarlıydı. Ama bunu böyle yeni keşfettiler.” Dünyaya kafa tutan”. Batı’nın da onu tasfiye etmeye çalıştığı şeklinde bir propaganda var. Böyle bir şey yok. Hem muhalif medyada hem ana akım medyada, Türkiye ile Amerika arasında korkunç krizler varmış gibi temsil ediliyor.  Kriz yok, ilişkilerde ufak tefek sorunlar var sadece.

Amerikan hegemonyası Batı ile birlikte hareket edince çok güçlü aslında.  Dolayısıyla bizim gibi toplumlar bunalıyorlar, bunalınca da arayışa giriyorlar. Kendileri baş edemeyince onu dengeleyecek alternatif güç arayışına giriyorlar. Onu da Rusya ve Çin’de bulduklarını zannediyorlar. Çin’in egemen olduğu bir dünyanın nasıl olacağını tam olarak bilmiyoruz. Amerika’yı gördük. Çin ve Rusya yalnızca devlet refleksi göstermiyorlar. Kapitalist dünyaya eklemleniyorlar. Ama ölçekleri büyük olduğu için bazı terimleri bazı koşulları kendileri dayatabiliyorlar. Aradaki fark bu.  

Bizim gibi ülkeler bunu dayatamıyorlar. Amerika da onu tolere ediyor. Rusya ve Gürcistan’ı tolere ediyor, Suriye’yi tolere ediyor. Çin’e diyor ki ‘Sen kendi bölgende dur. Dünyanın başka yerlerine çok fazla bulaşma. Ben sana yatırım yapayım, sen bana onu sat. Artan parayla elinde dolar kalırsa gel benden tahvili al’ diyor Amerika. Pazarlıkları buradan kuruyorlar. Yoksa bunlar kapitalizm dışı ve dünyanın kurtarıcısı ülkeler değil. Yalnızca bu tıkanıklığın farkındalar. Dünyada Türkiye gibi çeşitli ülkelerin Amerikan hegemonyası altında ezildiklerinin farkındalar. O arayışa bazen cevap veriyormuş gibi görünüyorlar. Kendi çıkarlarını orada halletmeye çalışıyorlar. 

Türkiye’de antiemperyalizm edebiyatı, ağıtları.. Bunların sebebi gerçek halkçılık solculuk,milliyetçilik  filan değil, eski bir emperyalist devletin kıskanç torunlarının bugünün başarılı güçlerini kıskanıp çemkirmesidir!  Senin deden Viyana’ya kahve içmeye mi gitti?  Osmanlı da emperyalistti.

                                                                                               

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

[email protected]

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı