M. Birol ÖZSÜMER
SİYAH/BEYAZ 
7 Mayıs 2018 Pazartesi 00:27:53

SİYAH/BEYAZ 

1981 Anayasası ile getirilmek istene n  istikrar idi. Bu yüzden koalisyonların önlenmesi için seçim barajı  konuldu.Sonuç ; kısa bir dönemden sonra, koalisyonlar yine var oldu, 

2002 seçimlerinden bugüne kadar tek parti iktidarı var, fakat son yıllarda hiçbir yaz mevsimini seçimsiz geçirmedik. Üstelik bir sistem değişikliği de söz konusu. 

Bütün amaç istikrar ama kısa dönemli geçişlerden sonra tekrar başa dönüp koyduğumuz hedef yine aynı  .. İstikrar..  Neredeyse  yüzyillardır  peşinde koştuğumuz ama bir türlü yakalayamadığımız  istikrar…Yani  birlik beraberlik , beraberce mutlu bir yaşam. 

Hayat görüşleri farklı olsa da  insanların bir arada yaşama sanatı ve dolayısı ile ekonomik ve politik olarak da ülkenin krizlerden, çalkantılardan mümkün oldukça uzak olmasını sağlayan sihirli sözcük.  

Fakat a ynı dili konuşsa da  belki  ikiyüz  yıldır değişmeyen bir  kavga ,  bir  ikileşme, bir  dualite  görüyoruz . Bunun ned eni ve kökeni  Batılılaşma” dır . 

Fahri Korutürk Cumhurbaşkanı iken bir  “Çankaya davetleri”  geleneği kurmak istemişti. Cumhuriyet’in yıldönümü gibi simgesel zamanlarda kalabalık resmî davetler veriyor ve Cumhuriyet’in ölçütlerine göre  “saygıdeğer”  kategorisine giren kişileri çağırıyordu. Davetliler arasında Fakir  Baykurt  da olabiliyordu, Zeki  Müren  de. 

Necmeddin  Erbakan, 28 Şubat yarım müdahalesine giden günlerde bir iftar daveti vermişti. Buraya  “tarikat  şeyhleri” nin  çağrılması bayağı  “flaş”  konu olmuş, uzun süre yankılanmış, müdahale fikrinin geliştirilmesinde de etkili olmuştu.  

Sözünü ettiğim bu iki  “davet”  örneği  Batılılaşma’nın  Türkiye’de oynadığı ikileştirici rolün çarpıcı bir örneğidir. Sonuç olarak, onlar da ötekiler de Türkiye Cumhuriyeti’nin yurttaşı ve bir şekilde tanınmış kişileridir ama Korutürk’ün davetinde Erbakan’ın, Erbakan’ın davetinde Korutürk’ün konuklarına rastlamak mümkün değildir. Bir  “cephe” nin seçkinleri, öbür tarafın  “seçkinleri”  ile tanışmaz, konuşmaz, bir araya gelmez. 

Bir araya gelmemekle birlikte, onların bireysel iradelerinden bağımsız bir şekilde onları  “bir araya”  değil ama muhtemelen  “yan yana”  getiren dinamikler de var. Siyasetin paradokslarından biri, belirli bir rejime, düzene, sisteme v.b. muhalefet edenlerin muhalefet ettikleri şeyin kalıbını almalarıdır.  

Tahtırevallinin   “Batı”  tarafında duranların dilinde, zihninde  “Aydınlanma”  ne kadar büyük bir değere ve öneme sahip.  Ama öbür uçta da    Osmanlıcılık ve İslamcılık”  mevcut. 

Korutürk’ün çağırmak üzere seçtikleri Erbakan’ın konuklarına  “hacı, hoca takımı”  der, küçümserdi. Onların varlığını memleket için zararlı bulurdu. Peki, ya onlar? Onlar Korutürk’ün zadegânından hoşlanır mıydı? Kesinlikle hayır. Onlar da berikileri  haşarat  gibi görürler ve kötü olduğuna inandıkları her şeyden onları sorumlu sayarlardı. Bu noktada  “düşman kardeşler”  aynı platformda duruyor. Burada  düşmanlıkta  ortaklık kurulabiliyor. 

Şimdi ise stratejik  tercihlerden,çocukların  gideceği okul, beğenilen yazar, şair, edebiyat, sanat dalı hatta ve hatta lokantadan markete,TV de izlenilen dizilere kadar tam bir karşıtlık söz konusu. 

 

Böyle bir ikileşme toplum için  “hayırlı”  bir şey midir? Herhalde değildir. Değilse, bunu aşmanın bir yolu var mı? 

Sözkonusu  taraflara gidip bu soruyu sorduğumuzda alacağımız cevap , “Evet, var”  olacaktır. İyi nedir o yol?  “Ötekileri yok etmek!”  

Yani gene aynı noktadayız. Çünkü zaten sürekli aynı noktadayız. Bu işin başından beri denenmiş başka bir  “yol”  da olmadı zaten. Cumhuriyet seçkinleri  “hacı, hoca  taifesi” nin  zaman içinde yok olacağını umdu ve bu arada yok olmasına katkısı olacağını düşündüğü şeyleri yapmaktan da geri durmadı. 2018 yılında neredeyiz? 

Şimdi, AKP iktidarının  “maestro” su,  “yerli ve milli”  olmayan seçkinlerin kökünü  (“olmayan” kökünü)  kazımak üzere hazırlık yapıyor. Onun projesinde başarılı sona erişme şansı var mı? Yok!  

Yok,  ama,  topluma büyük zararlar vereceği besbelli. 

Farklı olanı, farklı olmayı seçeni, laf düzeyinde değil, gerçekten kabul etme kültürüne erişinceye , sadece siyah ve beyaz değil gri diye bir tonun varlığını fark  edinceye   kadar  da bu kör dövüşü devam eder .  

İletişim Bilgilerimiz

Cumhuriyet Caddesi Rüstempaşa Mahallesi Huzur Sokak Saka İşhanı Kat1 YALOVA

0226 812 11 75 - 0532 467 81 00

[email protected]

İletişim

Hakkımızda

Künye

Sizin İçin

REKLAM SERVİSİ

yalovacizgi.com Tüm hakları saklıdır, Sitemizin tasarımı ve içeriği T.C. yasalarınca tescil ile korunmaktadır

Copyrights 2013 @ Türkiyemix Şehir Portalı